Ulaşım; insanların, diğer canlıların veya eşyaların bir yerden başka bir yere taşınması, ulaşabilmesidir. Aynı zamanda kişilerin, toplumların ve ülkelerin birbiri ile görüşmelerini sağlayan çok önemli bir araçtır. Günümüzde de gelişmiş ülkelerin yurt içinde ve özellikle nüfusu çok yoğun olan şehirlerinde şehir içi ulaşımı çok önemlidir. Öyle ki şehir içi ulaşım, gelişmişliği ve rahatlığı gösteren en belirgin hususlardan biridir. Bu nedenle ülkeler, yurt içi ve şehir içi ulaşımları için oldukça fazla, geleceğe odaklı uzun vadeli projelere yatırım yapmaktadırlar. Zira trafik sıkışıklığı, ulaşım sürelerini uzatarak zamanımızın önemli bir kısmını yolda geçirmemize neden olmakta, beraberinde çevre kirliliğini de getirmektedir. Bu nedenle ulaşımın sebep olduğu çevre kirliliği de çözülmesi gereken önemli sorunlardan biri hâline gelmektedir.
Günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkede, nüfusu yoğun olan şehirlerin şehir içi ulaşımı oldukça önemlidir ve en önemli sorunlarından biridir. Ulaşım; şehirlerin konumlarına göre deniz ulaşım araçları, otobüs, özel otobüs, dolmuş, taksi, metrobüs, tramvay ve metro ile sağlanmaktadır. Bunlardan özellikle tramvay ve metro raylı sistemleri oldukça geniş ağlara sahiptir. İlerleyen zaman içinde şehir içi ulaşımlarının hava taksileri ile yapılması planlanmaktadır. Hatta hava taksi ulaşımında BAE (Birleşik Arap Emirlikleri), Dubai’de oldukça olumlu sonuçlar alınmıştır. Metro da özellikle şehirlerde bulunan yüksek kapasiteli toplu taşıma aracıdır. Otobüs ve tramvaylardan farklı olarak özel bir sisteme ve geçiş hakkına sahiptir.
Bilindiği üzere şehir içi ulaşımı, trafik sorunlarını ortadan kaldıracak bütün yatırımlar ve düzenlemeler belediyelerin yetki ve sorumluluğundadır. İşte bu nedenledir ki seçilmiş belediye başkanları, şehir içi ulaşımında günü kurtaracak kısa vadeli projelere değil, uzun vadeli, geleceğe dönük projelere ağırlık vermelidir. Öyle ki şehrin 100 yıllık projelerine göre yatırımlar yapmalıdırlar. Ama yoğun nüfusa sahip birçok şehrimizde geleceğe dönük bu tür çalışmaların yapılmadığını görüyor ve yaşıyoruz. İzmir’in tarihine baktığımızda, 1960’lı yıllardan itibaren Karşıyaka’dan başlayan ve Alsancak-Konak üzerinden Güzelyalı’ya kadar uzanan sahilimizde mevcut iki katlı cumbalı evlerin yıkıldığını, yerlerine 10 katlı bitişik nizam apartmanların yapıldığını görüyoruz. Özellikle 1950-1960’lı yıllardan itibaren göreve gelen belediye başkanlarının uzun vadeli projelere önem vermemelerinden, geleceği göremeyen, medeniyeti yüksek katlı binalarda gören yanlış anlayışları yüzünden günümüzde İzmir’de şehir içi ulaşımı büyük sorundur. Bundan dolayıdır ki sabah ve akşam saatlerinde 10 dakikalık yol 2 saat sürüyorsa burada bir anormallik var demektir. Bu durum hem şehir ekonomisini hem de kişinin psikolojisini olumsuz etkilemektedir. Keşke günümüze kadar görev yapan belediye başkanları, Avrupa’da bazı ülkelerin yaptıkları gibi eski tarihî güzellikleri koruyarak yeni yerleşim yerlerini şehrin dışına planlayıp yaptırsalardı, bugünkü ulaşım sorunu yaşanmazdı.
Bilindiği üzere şehir içi ulaşım sorunlarının çözümü ve toplu taşıma hizmetlerinin yapılması belediyelere aittir. Türkiye’de toplu taşıma ve ulaşım düzenleme görevi, merkezi yönetimden alınarak ilk kez 1930 tarih ve 1580 sayılı Belediye Kanunu ile belediyelerin temel ve asli görevi olarak yerel yönetimlere verilmiştir. 1963 yılına kadar da belediye başkanları atama ile göreve geliyordu. 1963 yılından itibaren seçimle göreve gelmeye başladılar. Cumhuriyet tarihi boyunca belediyelere verilen bu sorumluluk, günümüzde detaylı çerçevesiyle temel kanunlar üzerinden yürütülmektedir. 5393 Sayılı Belediye Kanunu: Belde sakinlerinin ortak ve medeni ihtiyaçlarını karşılamak üzere belediyelere toplu taşıma ağları kurma, işletme ve güzergâhları belirleme yetkisi verilmiştir. 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu: Büyükşehir sınırları içerisindeki şehir içi ulaşım planlaması, toplu taşıma hizmetlerinin koordinasyonu ve denetimi, bu kanun kapsamında kurulan Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) tarafından yürütülür. UKOME, şehir içi ulaşımdaki hat planlaması, ücret tarifeleri ve güzergâh belirleme gibi konularda en yetkili organdır. Ancak ne yazık ki günümüze kadar geleceğe dönük ciddi ve kalıcı projeler, planlamalar yapılmadığı için günümüzde maalesef “İzmir’de yol yok, bina çok.” anlayışını görüyoruz. Bu durum 8.000 yıllık İzmir’e hiç yakışmıyor; İzmir buna layık değildir.
Bundan dolayı geleceğe dönük ulaşım yatırımlarında belediye başkanlarının rahat ulaşımı sağlayacak sistemleri daha verimli bir şekilde, çevre ve kullanıcı dostu olarak hayata geçirmeleri şart ve gereklidir. Bunu yapmakla şehirde yaşayanlara büyük bir hizmet yapılmış olur ve her açıdan yaşam kolaylaşır. Bu şekilde geleceğe dönük uzun vadeli proje ve yatırımlarla gelecek nesillerimize daha rahat yaşanabilir bir şehir bırakılabilir. Bunu yapmak her belediye başkanının asli görevidir. 1950’li yıllarda çocukluğu Alsancak’ta geçmiş, Kordon’da denize girmiş, olta ile balık tutmuş bir İzmirli olarak eski güzel günleri çok arıyorum. Dileğim, gençlerimize geçmişte olduğu gibi, günümüzde ulaşımda yaşanan sıkıntıların yaşanmayacağı, daha rahat yaşanılacak Ege’nin İncisi İzmir’in kazandırılmasıdır.

